SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Direktörü Alkım Bağ, Türkiye elektrik sektörünün dışa bağımlılığın azaltılması, iklim hedefleri ve teknolojik gelişmelerle birlikte hızlı bir değişim sürecinden geçtiğini söyledi.
Bu süreçte elektrifikasyonun hızlandırılması için değişken yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik sistemine güvenli entegrasyonunun önemine işaret eden Bağ, artan değişken üretimin ise elektrik sistemini daha dağıtık ve dijital bir yapıya dönüştürdüğünü, bunun da elektrik piyasalarının güvenilir ve uygun maliyetli elektriğe erişimdeki rolünü artırdığını dile getirdi.
Bağ, bölgeler arasında üretim, talep ve şebeke koşulları açısından farklar bulunduğunu, yenilenebilir enerji, elektrikli araçlar ve batarya depolamanın artışıyla bu farkların belirginleşeceğini vurgulayarak, elektrik fiyatlarının bölge veya düğüm (trafo merkezi) bazında oluşmasını öngören konumsal fiyatlandırma yaklaşımlarına dikkati çekti.
Bu yaklaşımların 2035 yılı elektrik sistemi ve piyasa yapısına olası etkilerini ele aldıkları "Enerji Dönüşümünde Şebeke ve Piyasa Uyumu için Konumsal Marjinal Fiyatlama" başlıklı rapora değinen Bağ, konumsal detay sayesinde şebeke kısıtlarının ve bölgesel dinamiklerin fiyatlara yansıtılabildiğini ifade etti.
Bağ, "Böyle bir yaklaşım, elektrik sisteminin fiziksel gerçekleri ile piyasa sinyalleri arasındaki uyumu güçlendirerek hem sistem işletme verimliliğinin artmasını sağlar hem de yeni üretim yatırımlarının sistem açısından en yüksek faydayı sağlayacak lokasyonlarda geliştirilmesini teşvik eder." değerlendirmesinde bulundu.
"Uluslararası örnekler Türkiye için referans sağlıyor"
Bölgesel fiyatlandırma uygulamasında piyasanın her birinin kendi içinde fiyatlandırıldığı belirli sayıda bölgeye ayrıldığını, bölgeler arası fiyatların arz-talep dengesi ve iletim bağlantılarının kapasitesine göre farklılık gösterdiğini anlatan Bağ, "Bölgesel uzlaştırma yöntemi kullanan piyasalara örnek olarak Avustralya Ulusal Elektrik Piyasası (NEM) ve İtalya'nın yanı sıra Norveç, İsveç, Finlandiya, Danimarka ve Baltık ülkelerini kapsayan İskandinav NordPool sistemi verilebilir." dedi.
Bağ, konumsal çözünürlüğün en yüksek olduğu düğüm bazlı fiyatlandırma modelinde ise iletim şebekesindeki her bir düğüm (trafo merkezi) için fiyatların ayrı ayrı hesaplandığını, bu fiyatların üretim maliyetleriyle birlikte şebeke kısıtları ve kayıpları da yansıttığını belirterek, "Bu tasarım, Yeni Zelanda ve Singapur gibi ülkelerde ve ABD'deki neredeyse tüm organize elektrik piyasalarında kullanılıyor." bilgisini paylaştı.
Uluslararası deneyimlerin bölgesel ve düğüm bazlı fiyatlandırmanın işletme verimliliği, şebeke kısıtlarının yönetimi ve yatırım kararlarının sistem ihtiyaçlarıyla uyumu üzerinde olumlu etkiler sağlayabileceğini gösterdiğini kaydeden Bağ, bu tür mekanizmaların uygulandığı ülkelerde toplam sistem maliyetlerinde düşüş ve piyasa sinyallerinde güçlenme gözlemlendiğini söyledi.
Bağ, Türkiye'deki mevcut yapının, özellikle bölgesel fiyatlandırmaya geçiş için kurumsal ve teknik altyapı sunduğunu belirterek, "Uluslararası uygulamalar, Türkiye'nin elektrik piyasası tasarımının geleceğine ilişkin önemli referanslar ve öğrenme fırsatları sağlıyor. Ancak her ülkenin şebeke yapısı, üretim portföyü ve piyasa koşulları farklı olduğundan, olası reformların Türkiye'nin kendine özgü koşulları dikkate alınarak tasarlanması gerekiyor." diye konuştu.
Enerji dönüşümüne üç temel katkı
Konumsal marjinal fiyatlandırmanın Türkiye'nin enerji dönüşümünü destekleyecek stratejik bir mekanizma olarak da değerlendirilebileceğini dile getiren Bağ, "Uygun politika ve düzenlemelerle desteklendiğinde, yenilenebilir enerji entegrasyonunu kolaylaştırabilir, yatırım verimliliğini artırabilir ve bölgesel enerji işbirliklerini derinleştirebilir." dedi.
Bağ, şebeke kısıtları ve bölgesel koşulların fiyatlara yansımasıyla yenilenebilir enerji üretiminin sistem ihtiyaçlarıyla daha uyumlu hale gelebileceğini belirterek, "Böylece üretim kesintilerinin azaltılması, mevcut şebeke altyapısının daha verimli kullanılması ve sistem dengeleme maliyetlerinin düşürülmesi mümkün olabilir. Ayrıca konumsal verilerin yenilenebilir enerji planlama ve izin süreçlerine entegre edilmesiyle birlikte, yeni projelerin hem üretim potansiyelini hem de sistem değerini maksimize eden bölgelerde konumlandırılması sağlanabilecektir." ifadelerini kullandı.
Konumsal fiyatlandırma sonuçlarının uzun vadeli iletim ve üretim planlamasında karar destek aracı olarak da kullanılabileceğini vurgulayan Bağ, "Karar vericiler düğüm veya bölge bazlı fiyat projeksiyonlarını yatırım teşvik programlarına ve şebeke genişleme planlarına dahil edebilirler. Böylelikle, özel sektör yatırımcıları şebeke yeterliliğini destekleyen ve kısıtları azaltan bölgelere yönlendirilebilir. Piyasa sinyalleri ile altyapı planlaması arasındaki bu koordinasyon, geçiş sürecinin genel maliyet etkinliğini de önemli ölçüde artıracaktır." diye konuştu.
Bağ, bu yaklaşımın Türkiye'nin Avrupa elektrik piyasalarıyla entegrasyonu açısından da önemli fırsatlar sunabileceğine dikkati çekerek, "Özellikle sınır bölgelerinde oluşan fiyat sinyalleri, bölgesel ticaret mekanizmalarında referans olarak kullanılarak sınır ötesi elektrik ticaretinin ve bölgesel piyasa entegrasyonunun geliştirilmesine katkıda bulunabilir." değerlendirmesinde bulundu.





Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.